|
Şu kongreler de olmasa siyasette bir telaş, mücadele ve heyecan kalmayacak. Ülke siyasetinin tek partiye endekslendiği, iktidarın açık ara seçim aldığı günümüzde, siyasi partilerin ilçe kongreleri, hatta delege seçimleri genel seçimlerden daha hararetli geçiyor. Aynı eforun ve heyecanın yerel seçimlerde sergilendiğini görsek, inanın sonuçlar daha farklı olur.
CHP’de her dönem olduğu gibi en büyük planlar ilçe kongrelerini almak için yapılır.
Bu dönem de öyle oldu.
Bir yanda mahalle delege seçimlerindeki heyecan zirveye ulaşırken diğer tarafta aynı siyasi mecrada mücadele eden siyasiler, hatta tabandakiler kelle koltukta mücadele ediyor.
Neden dersiniz?
Kendilerine göre en iyisi oldukları düşüncesi, muhaliflere göre yönetimlerin başarısız olması.
Ya da;
Yönetimdekilerin koltuğa yakışmaması, veya kendilerinin daha çok yakışması.
Bir başka ihtimal ise, (pek kabullenilmese de) o koltuğun getirilerinin yüksek olması.
Bir başka ihtimal var mıdır?
Değer mi acaba, dişli bir rakip ile mücadele edecek ilçe örgütünü bu kadar bölüp parçalamaya ve dolayısıyla rakibin ekmeğine yağ sürmeye?
Aksi halde neden aynı siyasi partide aynı amaç uğruna mücadele eden insanların gözü döner savaşır, birbirlerine küfür eder, tekme atar, bıçak çeker?
AK Partide başka tür bir mücadele, ama sonuçta yine çelişki, huzursuzluk ve vefasızlık. Kavga gürültü yok ama baskı, ön şart ve talimatla gelen ilçe seçimi var. Tabanın tüm itirazlarına rağmen “sen oy kullanırsın bense seçerim” ön şartı. Parti içi disiplin kamuflesinde sahte demokrasi.
… Ve belki de bu tepkilerin en masum ismi Bayram Şenocak.
Olsun o da partili, mesleğinde de Hizmet ve Müteahhitlik yazıyor. Seçimle geldi ama sonuçta atandı, yani atamalı seçilmiş. (Bu da siyasi literatürde yeni bir terim) İktisat fakültesi, ama Uluslararası ilişkiler bölümü mezunu. Üniversite mezunu olmadığı için tekrar aday olmaması gerektiği söylenen Gürsel Balaban’ın yanında Uluslararası ilişkilerde tecrübeli sayın Şenocak Avcılar ile Avrupa Birliği ilişkilerini düzeltmeye muktedir olabilir.
Espri bir yana, temennim Avcılar için olumlu yaptırımlara imza atabilmesinden yana. Bilakis Sayın Babuşçu’nun sözlerinden (belki de siteminden) önceki dönemlere gönderme yaptığı ve başarısızlığın etkenlerinin başında Sayın Milletvekili Müezzinoğlu’nu ima etmesi gibi bir anlam çıkarılabilir.
Kim bilir; belki de bu operasyon Gürsel Balaban’a değil de kendi bölgesi, İstanbul 3.Bölgeden, alınıp riskli bir bölge olan Edirne’den aday yapılan Sayın Müezzinoğlu’na karşı yapılmış olabilir.
Her neyse, bu iki siyasi partinin olumlu yada olumsuz kongre süreçlerinin yerel seçimlere nasıl yansıyacağını doğrusu çok merak ediyorum. Bu arada diğer siyasi partilerin bu yarıştaki konumu, aday belirlemedeki tavrı da önemli. Bir bakarsınız örneğin MHP çok ilginç ve ses getirecek bir çalışmaya imza atar ve sürpriz bir aday ile ortaya çıkarak şok yaşatabilir.
Dedik ya; siyaset bu.
|