|
Serdar URAL |
| İŞGÜZARLAR İŞ PEŞİNDE, KOKUYU ALAN İZ PEŞİNDE | |
| 01.07.2011 | |
|
Avcılar Belediyesinden gördüğümüz baskıları bir kalemde sildiğimizi farz edelim. Tepemize, tepemize yediklerimizi de yok sayalım. Yok sayalım da vicdanımızdan gelen haykırışı nasıl bastıracağız. Kendini bilmez birkaç şarlatanın kafayı takmasıyla ömrümüzü verdiğimiz üç kuruşluk ekmek teknemizin darbeler yemesine nasıl katlanacağız. Kol kola gezdikleri, işporta için yer gösterdikleri, gözlerini kapatıp koltukaltına sıkıştırılanlarla evine haram götürüp, çocuklarına marifetmiş gibi caka satanların gestapoluğunu nasıl sindireceğiz. Derdini anlatmaya gittiğinde sırtını dönenlere nasıl “canı sağ olsun” diyeceğiz. Kendi ekibi tarafından “adam mı bu ya” denen birim müdürünü biz nasıl adam yerine koyup bölgemize hizmet etmesini bekleyeceğiz. Yok, yok, damarımıza basılan konuların sonuna kadar takibini yapıp, helal teknemizin burnundan getirenlerin burnundan getirmeden rahat yok. İşimizi kapatma, düzenimizi dağıtma ve hırpalanma bahasına… Çünkü bu sıkıntı, bu ızdırap sınırlı değil. Hani muhalefet feryat ediyor ya, “iktidar akil insanları, muhalif yazarları, karşıt görüşleri hazmedemiyor, baskı kuruyor” diye. Çık sokağa bak, iktidar olamamış bir CHP’belediyesinin baskı kuruş tekniklerine. … Ve hiç suçu olmayan CHP’ye mal edişlerine… Beş kuruşluk hizmet yapmadan, 10 kuruşluk köfte isteyenlere… Pes etmiş, havlu atmış olanlara ve süresini doldurmaya çalışanlara… Dön bir bak esnafın çilesine… Ama hangi esnafın… Tehdit etmeyen, baş kaldırmayan, vergisini zamanında ödemeye gayret eden, dürüst, işinin ehli, bölgesine hâkim esnafın. İşini parayla pulla, kaba saba hareketlerle veya tehditlerle yürüten değil. Emeğiyle, teriyle, namusuyla iş yapan esnafın çilesine bir bakın. Son dönemde işyerime karşı üst üste yapılan baskının elbette bir nedeni olmalı. İş merkezi bodrumundaki yazıhaneme gelene kadar etrafımda (gıda sektörü dahil) bir tane ruhsatlı yer bulamadığım işyerimi büyük bir marifetle mühürlemeye gönderen birim müdürlerini işlerine gösterdikleri hassasiyetten dolayı kutlarım.(!) Vergisi ödenmemiş binlerce tabela arasından vergimi ödediğim, fakat yenisinde biraz geç kaldığım 80 santimlik tabelama uyguladıkları fahiş ücret ve ceza için kutlarım.(!) İki gün sonra sokağı zapt etmiş masalar ve on tane duba içerisinden benim dubamı alarak götürenleri ve bir tek bana ceza kesenleri işlerindeki hassasiyetten dolayı kutlarım.(!) Yine aynı hafta vergisini ödeyerek astığım afişimi günü gelmeden sökmeye kalkan işgüzarları da kutlarım.(!) Yarım saatte bir yazıhaneme teşrif ederek, yaptığım her faaliyeti izleyen veya izleten iş peşindeki İŞ GÜZAR’ı ve “yakaladık bir kuyu diyerek avuç ovalayan şarlatanı da kutlarım.(!) İnsan gibi çalışmayı çok görüp, gazetecilik mesleğimde Avcılar için verdiğim hizmetleri burnumdan getirenleri kutlarım. Görev en hakiki ibadettir, … Ve siz iyi ki hatırlattınız, bizimde bir görevimiz olduğunu. |
|





