|
Ümit ERSOY |
| Nihayet harekete geçildi | |
| 21 Kasım 2011 | |
|
23 Ekim tarihinde Van’da yaşanan deprem felaketi hükümeti ve yerel yönetimleri geçte olsa harekete geçirdi. Bundan önce de her deprem sonrasında benzer açıklamalar yapılmış fakat bir sonraki depreme kadar her şey unutulmuştu. Umarız bu kez sözler havada kalmaz ve gerekli çalışmalara bir an önce başlanır. 1999 Marmara Depremi sonrasında uzmanların uyarılarının dikkate alınmaması ve aradan geçen 12 yıllık süreçte herhangi bir adım atılmaması beklenen depremin bilançosunu daha da arttırdı. Eğer depremin ardından ciddi bir çalışma yürütülmüş olsaydı 12 yılda çok yol kat edilebilirdi ama maalesef yapılmadı. Beklenen Marmara Depremi için oluşturulan uluslararası ekiplerle önemli çalışmalara imza atan ve bu konuda ciddiye alınması gereken isimlerden birisi Prof. Dr. Naci Görür’dür. Marmara Denizi’nin dibindeki fay hatlarını denizaltıyla inceleyen ve gözlem yapan deprem uzmanı Naci Görür, Marmara Denizi altındaki faylarda normalde 220 yılda biriken enerji ve stresin Gölcük ve Düzce depremleri ile 55 saniyede yüklendiğine dikkat çekerek; 250 yılda bir tekrarlanan deprem oluşma süresinin dolmak üzere olduğu uyarısında bulunmuştu. Marmara Denizi içinde çok ciddi bir fay sistemi olduğunu, denizin bin 239 metre derinliğine inerek yaptıkları gözlemler ve çektikleri görüntülerle bilimsel olarak tespit ettiklerini belirten Görür, İstanbul'u tehdit eden fayın kıpır kıpır olduğunu gözlemlediklerini, birçok noktada fay hattı üzerinde suların ve gazların fokurdadığını açıklamıştı. Prof. Naci Görür endişesini ve Hükümet’in ilgisizliği karşısındaki şaşkınlığını ise şu sözlerle dile getirmişti; “Bu haliyle 1999 Gölcük depremi öncesi İzmit Körfezi'ndeki fay kolunun durumuna benziyor. 2029’a kadar Marmara'da büyük bir deprem olabilir. Bu uluslararası ekibin yürüttüğü bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu gerçektir. Ancak şimdiye kadar Ankara'dan, Hükümet yetkililerinden resmi ya da gayri resmi hiçbir bilgi talebinde bulunulmadı. Deprem konusunda Ankara'nın ve bizi yönetenlerin bu sessizliği beni Marmara Denizi'nin altındaki fayların sessizliğinden çok daha fazla ürkütüyor…” Sadece Naci Görür değil, deprem konusunda ciddi çalışmalar yürüten pek çok uzmanda depremin ayak seslerinin her an biraz daha yaklaştığına dikkat çekip, iktidarın somut adımlar atmamasından yakınmaktaydı. Bilimsel araştırmaların sonuçları ve bilim insanlarının uyarıları ile bugüne kadar harekete geçmeyen AKP iktidarı, Van depremi ile olayın ciddiyetini biraz olsun kavramış görünüyor. TBMM’de “Deprem Dönüşüm Kanunu” adı altında bir yasa için çalışma başlatıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın öncülüğünde de 39 ilçe belediye başkanının bir araya gelmesi de olumlu bir gelişmedir. Toplantı sonrası Başkan Topbaş’ın yaptığı açıklamaya göre, ilk etapta ‘Deprem Bilinçlendirme Çalışması Komisyonu’ oluşturulacak. Komisyon, birkaç hafta içinde çalışmalarına başlayacak ve ilk etapta Sivil Toplum Kuruluşları’nın da görüşü alınarak riskli yapılar belirlenecek. Başkan Topbaş’ın “siyaset üstü anlayışla İstanbul'un depremle ilgili sorunlarını çözme adına bir araya gelindi” şeklindeki sözleri önemlidir, anlamlıdır. Muhalefet partileri de, “söz konusu insan hayatı olunca partiler üstü düşünerek her türlü desteği vermeye hazırız” diyor. Geç kalınmış olsa da, “zararın neresinden dönersek kârdır” anlayışı ile tüm siyasi partiler, üniversiteler, STK’lar ve yurttaşlar ülkesinin ve çocuklarının geleceği için üstüne düşeni yapmalıdır. Unutulmamalıdır ki, Türkiye’nin beşte birinin yaşadığı İstanbul, her alanda ülkenin lokomotifidir. Bu nedenle olası bir deprem felaketi sadece İstanbul’un değil tüm Türkiye’nin felaketi olacaktır. |
|





