|
Ümit ERSOY |
| Türkiye'nin Şili'den Farkı Ne? |
|
| 05.10.2011 | |
|
Şili’de eğitimde reform talebiyle beş aydır devam eden öğrenci hareketinde önemli bir ilerleme kaydedildi. Birkaç gün önce, öğrenci hareketinin sembol ismi Camila Vallejo, Milli Eğitim Bakanı Bulnes ile masaya oturup taleplerini iletti. Hükümetle yapılan müzakerenin ardından, ücretsiz eğitim alınabilmesine dair ümitlerin arttığını açıklayan Camila, bursların artırılması, eğitimin ticarileştirilmesinin önlenmesi gibi taleplerini Milli Eğitim Bakanı Bulnes’e ilettiklerini söyledi. Camila Vallejo’yu yaklaşık 5 aydır basında yer alan haberlerden takip ediyorum. Şili Komünist Gençliği Birliği’ne üye olan Camila, Şili Üniversitesi’nde coğrafya okuyor. Aynı zamanda da Şili Üniversitesi Öğrenci Birliği başkanı. İlk olarak okulundaki öğrencileri örgütlemekle başladı. Sonrasında ‘Şili Kışı’ adını alan öğrenci hareketi çığ gibi büyüdü bir halk hareketine dönüştü. Öyle ki, tüm nakliyat işçileri ve kamu görevlileri Camila’nın çağrısına uyup 2 gün genel greve gidince ülke felç oldu. Bu eylemler Şili Cumhurbaşkanı Sebastian Pinera’ya olan halk desteğinin azalmasını sağladı. Camila defalarca ölüm tehdidi aldı ama yılmadı. Şili Kültür Bakanı Tatiana Acuna, “Protestoların bitişi Camila’nın öldürülmesine bağlı” şeklindeki vahim sözlerinin ardından görevinden alındı. Camila’nın ülkesi Şili’de başlattığı ve tüm dünyada yankı uyandıran öğrenci hareketinin amacı, daha iyi ve ücretsiz bir eğitim hakkıydı. 14 Mart 2010’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı ‘Roman Açılımı’ toplantısında üniversite öğrencileri Ferhat Tüzer ile Berna Yılmaz ‘Parasız eğitim istiyoruz, alacağız’ yazan bir pankart açmışlardı. Önce gözaltına alındılar ardından da çıkarıldıkları mahkemece tutuklandılar. 17 aydır tutuklu olan iki üniversite öğrencisi ‘terör örgütü üyesi’ oldukları iddiasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyorlar. 25 Mayıs’taki duruşmada Savcı Kasım İlimoğlu, serbest bırakılmalarını talep etti. Ancak mahkeme sanıkların tutukluluğu yönünde karar verdi. 17 aydır tutuklu bulunan ve bu süreçte okullarından atılan “Gençlik Federasyonu” üyesi Berna ve Ferhat 6 Ekim’de yapılacak karar duruşmasını bekliyor. Duruşma öncesinde tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde basına bir mektup gönderen Berna; “Ferhat ve ben, en başta kendi hakkımızı, genelde de tüm öğrencilerin, ailelerin hakkını dile getirdiğimiz için 1.5 yıldır bedel ödüyoruz. 15 yılla yargılanıyoruz. Bu süre içerisinde hızla okuldan atıldık. Bize beraat kararı veren savcı ise sürgün edildi. 6 Ekim 2011’de Beşiktaş 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dördüncü kez hâkim karşısına çıkacağız. Başta siz köşe yazarlarımız, tüm aydınları, öğrencileri ve ailelerimizi çağırıyorum. Gelin, hep birlikte haykıralım; parasız eğitim istemek suç değil, haktır” diyor. Aslında Berna ve Camila’nın mücadeleleri ortak her ikisi de parasız ve daha iyi bir eğitim hakkı elde etmek istiyor. Bugün Camila, okyanuslar ötesinden sesini ve mücadelesini tüm dünyaya duyurabilirken, Berna’nın sesini duyuramıyor. Çünkü Şili’de Camila’ya verilen halk desteği, medya desteği, aydın desteği ve hepsinden de önemlisi haklarını aradıkları öğrenci desteği Türkiye’de Berna’ya ve Ferhat’a verilmedi. Şimdi bir gazetemiz çıkmış soruyor; “Berna’nın Camila’dan farkı ne” diye… Aslında birbirinden farkları yok. Her ikisi de aynı dava uğruna mücadele verirken biz Berna’yı Ferhat’ı yalnız bıraktık. Şili halkı ise Camila’ya ve davasına sahip çıktı. Birde kalkmış utanmadan, sıkılmadan “Berna’nın Camila’dan farkı ne” diye sorabiliyoruz. Oysa cevap aranması gereken soru; “Türklerin Şililerden farkı ne” olmalıydı. Biz susturulmuş, sindirilmiş ve duyarsız bir topluma dönüştürülüp, en demokratik haklarımızı dahi kullanamazken hale getirilirken ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ mantığının ardına sığındık. Kör olduk, sessiz kaldık. Öte yandan 16 milyonluk Şili öğrencisiyle, emekçisiyle, kamu çalışanıyla, aydınıyla tüm dünyada ses getiren bir halk hareketine imza attı. İşte fark tam da burada. |
|





