|
Sadece Türk tarihinde değil, dünya tarihinde bile eşine rastlanamayacak Ulu Önder Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 73. yıldönümünde saygı, sevgi, minnet ve özlemle anıyoruz. O’nun erken yaşta aramızdan ayrılmış olması Türkiye için çok büyük bir kayıp olsa da, geride bıraktığı devrimler hiç batmayan bir güneş gibi bütün dünyayı aydınlatmaktadır. O, yüzyılda bir dünyaya gelen ender dahilerdendi. Öylesine bir dahi ki, her yönüyle önemli ve kalıcı başarılara imza attı. Atatürk’ün sadece askeri kudretini ön plana çıkarmak ona yapılacak en büyük haksızlıktır. Savaş meydanlarında diz çöktürdüğü emperyalizme bir devrimci olarak da, bir devlet adamı olarak da en ağır yenilgiyi tattırabilen tek liderdi. O’nun bu alandaki azim ve cesareti bütün mazlum uluslara da örnek oldu. Her türlü yokluğa ve imkansızlığa karşın, tarihten silinmek üzere olan bir milletin kaderini değiştirdi. Özgürlük ve bağımsızlık kavramlarının Türk’ün karakteri olduğunu tüm dünyaya ilan etti. Yaptığı devrimlerle çağdaş bir ulus yarattı. Türk milletinin büyüklüğüne öylesine inanmıştı ki, attığı her adımda, aldığı her karar da halkıyla birlikte hareket etti. Çağının öncüsü Atatürk’ün meziyetleri ve eşsiz dehası saymakla bitmez. Ne mutlu ki bizlere ki, Mustafa Kemal Atatürk’ün güneşi ile yolunu aydınlatabilenlerdeniz.
Son zamanlarda Büyük Atatürk’e yapılan saldırılar yeniden hız kazandı. Adına liberal, cemaatçi, dönek, satılmış ne derseniz deyin, ben bunlara sadece zavallı diyorum. Zavallılar çünkü güneşle balçığın sıvanamayacağını bile bile, her fırsata Atatürk’e saldırıp, devrimlerimi küçümseyerek bir şeyler elde edebileceklerine inanırlar. Zavallılar çünkü kapasiteleri Atatürk’ü ve devrimlerini idrak edebilecek çapta değildir. Zavallılar çünkü Atatürk’ü okumak, anlamak yerine kulaktan dolma bilgilere esir olmuşlardır. Bu güruhun ortak hedefi Atatürk olsa da, aslında üç farklı amaca hizmet ederler.
Bunların bir kısmı 1. Büyük Millet Meclisi’nden beri Atatürk’e ve Cumhuriyet’e karşı olan gericilerin devamıdır. Hatırlarsınız o mecliste de her fırsatta Atatürk’e saldırmak için kendini ortaya atanlar vardı. Atatürk ve silah arkadaşları cephede kat ve kat daha güçlü düşman orduları karşısında zaferler kazandıkça onlar rahatsız olur, eleştirilerinin dozunu arttırırlardı. Gözleri öylesine dönmüştü ki, Sakarya’da kazanılan zafer sonrasında bile mecliste şunları söyleyebiliyordu; “Nereye gidiyoruz, bizi kim nereye sevk ediyor? Meçhula! Koskoca bir millet, belirsiz karanlık hedeflere serseriyane sürüklenir mi?”
İşte bugün Atatürk’e ve Cumhuriyet’e saldıranların bir kısmı o günkü birinci meclisteki karanlık zihniyetin devamıdır. Bir kısmı da Atatürk’ün hezimete uğrattığı emperyalizme hizmet etmektedir. Bir başka grubun -bunlar yeni türediler- hedefi de yeni yapılacak Anayasa’dan Atatürk’ün izlerini silebilmek. Bunun için görevlendirilmişlerdir. Kendilerine sunulan gazete köşelerinden, televizyon ekranlarından her fırsatta Atatürk’ü, Kemalizm’i ve Cumhuriyet’i yıpratmaya çalışırlar. Onlara göre, ülkede ki her sorunun kaynağında Atatürk vardır, Cumhuriyet vardır. Görün bakın önümüzdeki süreçte daha da hırçınlaşıp, pervazsızca saldırılarını sürdüreceklerdir. Çünkü Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 73. yıldönümünde Türk halkı Ata’sına bir kez daha sahip çıktı. Anıtkabir ve Dolmabahçe Sarayı’na akın ederek, nafile bir gayrete hizmet eden zavallıları bir kez daha hezimete uğrattı. Bunlar dünde başaramadılar, bugünde başaramayacaklar. Türk ulusunun sevgi, saygı ve minnetle andığı Büyük Atatürk’ün silueti altında giderek küçülerek ve yok olacaklar. Tarihte sadece ibretlik birer vaka olarak yerlerini alacakladır.
|